Pazar, Ekim 14, 2007

Kişisel Blogu Kişisel Amaç İçin Kullanmak

Bu, benim dışımda hiç kimsenin ilgilenmesi için bir sebep taşımayan şeylerden biri yine. Aslında bu kurduğum -tıraş- giriş cümlesi biraz anlamda yetersizliğe sebep oluyor. Aslında bu yazı benim dışımda 2 kişiyi daha ilgilendiriyor. Aslında şimdilik sadece ben onların da ilgileneceğini varsaymak istiyorum. Özür dilemek konusunda performansım hiçbir zaman iyi olmamıştır. Şu an da ne derece başarısız olacağım meçhul. Yine de denemek zorunda olduğum bir şey bu. Hani bir noktada bir yanlış anlaşılma olur ve kişilerin düşüncelerinden dolayı gerçekleşecek olaylar da bu yanlış anlaşılma yüzünden b.ka sararak ilerler ve zaman içerisinde işler iyice içinden çıkılmaz bile hale hatta daha kötüsü kopma noktasına gelir, sonuçta birey birey mantıklı olan şeyler bir araya gelir ve "bişeyler oldu" olmuş olur ya; işte bu durumu, üstelik baya t.şşaklı sayılabilecek cinsinden, yaşamaktayım bir süredir bu 2 kişi ile. Onları suçlayamam olan bitenler için, kendimi de suçlayamam aslında. Zira ortada aslında olmayan şeyler yüzünden yaşanıyor bunlar. Hep 1 ile 10 arasındaki sayıları çok yalnız sayılar olarak yer ettirirdim zihnimde. Sonradan sonraya aslında bunları en önemli topluluk oldukları gerçeği geldi. Sonuçta diğer bütün sayıları onlar kuruyorlardı kendi aralarında. İfade edemeyeceğimden aradaki kısımları atlıyor ve şöyle bir sonuca bağlıyorum asıl kısma gelmeden; tamam, madem kendimi kendimden çıkarınca illa ki 0 kalacak, o zaman o noktaya kadar insanlarla tatsız/gereksiz münakaşalar edip irrasyonel olarak 0/değersiz olmanın manası yok. Neyse.

Açık Mektup 1: Naber? Ben eskiden sana bunu sormaya çekinirdim, hatırlıyorsundur. Evet, bence de son derece salakçaydı. Biz evvelinde kralını yaşamıştık zaten yanlış anlaşılmanın. Zaten bunca zamandır konuşuyor olup henüz çok yakın bir geçmişte tanışmış olmamızdan da belli oluyordu. Ben halen daha tarifsiz bir pişmanlık duyarım bundan. Şimdi bile sana tam manasıyla aktarabilmemin yolu yok. Geç oldu, güç de oldu oldukça. Olsun, oldu ama sonuçta. Neyse, mevzu bunlarla ilgili değil biliyorsun.

Nilüfer* kimdir Tanrı aşkına! Aynen böyle çemkiren bir tonda bahsedebilirim an itibariyle. Hakikaten. Sence ben hiç tanımadığım biri için sana kızacak kadar iğrenç biri miyim? Gerçi bana o akşam, o kadar reaksyon gösterten şey belli bir kişi ve ya durum değil tutumundu. Senden duymayı beklemezdim o lafları. Bir anda ne kadar da değersizleşebildiğimi gördüm senin için. Bu da beni üzdü tabi bir hayli. Ben hala abartıyor olabilirim. Emin değilim gerçekten de. Henüz o kadar da tanışmadığımızdan bilmiyorsun ama ben yeri geldiğinde çok aşırı alıngan olabiliyorum. Var böyle kronik güven sorunlarım. Seninle zerre ilgisi varsa Arınç** olayım. Ama senin söylediklerinden sonra tutamadım kendimi. Aslında burnuna çaktığımın Facebook'u izin verseydi (bilmem kaç karakter sınırı) çoktan hallolabilirdi bu sorun, ya da daha bile büyüyebilirdi. Zira ne yazdığımı hatırlamasam da sert yazdığımı hatırlıyorum. Lafı uzatıp seni sıkmayayım. Bak benim seninle bir sorunum olamaz. Yani henüz bunu ihtimal kılacak bir şey bile olmadı. Belki de bu yüzden o kadar koydu o lafların bana. İnan bana Aslı*** dese bile bu kadar şaşırmazdım. Belki hepsi senin şaka manasıyla ettiğin laflardı, diyorum ya bilmiyorum diye. Hala bilmiyorum. Emin olmadan da bu kadar sevdiğim bir arkadaşımla papaz olmak istemiyorum. Üzülüyorum en açıkçası. Konuşmadığımızdan beri annem "ne oldu" diye soruyor her tekil sayıya gelen günde.

Ben bir de iki de bir "sen beni istemiyorsun" diyordum ya. O güvensizliğimin sebebini biliyorsun, ayrıca aşağı da yazıyor. Sen bu yüzden incittiğim tek kişi değilsin. Bu daha az üzgün olduğum anlamına geliyor gibi anlaşılmasın. Bizim kadar tuhaf insanların şöyle iyisinden bir tartışmadan önce oturup mantıklıca "tartışacak mıyız" diye sorması lazım biliyorsun ki. Daha çok işimiz var hem seninle. Sen olmazsan, ben olmazsam Aysan**** ne olacak? Ben kiminle kişisel başarısızlıklarımın muhasebesini yapacağım. Yahu başka kiminle gökyüzü çoğunluğa iğrenç gelen bir griye döndüğü zaman mutlu olacağım? Ben aslında kısaca "özür dilerim" diyemediğim için bütün bunları yazdım. Ayrıca senin gibi birine sade bir özürden daha kapsamlı bir şey yazmam gerektiğini de düşünüyordum. Sonuçta baya bir tuhaf oldu, olması gerektiği üzere. Tuhaflığa da nereden kanaat getirdim dersen, hiç kimse Timebomb gibi bir şarkıyı morali bozukken dinlemez.

..

Açık Mektup 2: Off.. Bildiğim bütün cümle kalıpları ancak bu kadar iktidarsız olabilirdi an itibariyle. Özür dilemek adına laf edecekken bile bizim nasıl ve ne şekilde buralara gelebildiğimize inanamadığımdan parmaklarım kililenip kalıyor. Biz çok hızlı tanışmıştık değil mi? Sanıyorum bunun da etkisi olabilir şu anki kifayetsizliğimde. Hayatımda ilk defa bir şey bu kadar hatasız seyrediyordu. Öyle ki "bu kadar iyisi olamaz, kesin bir b.k çıkacak" bile demiyordum artık. Hani ben sendim, sen de bendin ya. Kendimi tebrik etmek istiyorum izinin ile; kendi kendimle bile doğru düzgün iletişememeyi başardım sonunda.

Kontrolsüzce samimi olmamızdan asla şikayetçi ya da pişman olmayacağım, olmadım da. Sadece zor bir dönemden geçiyordum (bkn: yine aşağıda yazanlar) ve kendimle paylaşabileceğim her şeyi seninle paylaşabileceğime güvendim. Bütün o ruhsal gelgitleri. Gerçi yer yer kısıyordum da bu tepkilerimi. Mecburdum. Kontrolüm bende değil ondaydı biliyorsun. Tamam, ondan nefret ettiğinin farkındayım ve lafı buna getirmeyeceğim de zaten. Ama içmeden yüksek promillerde seyir eylediğim o akşam sana "gidiyorum ben her şeyden uzağa" dediğimde sen zannettiğin gibi kaçtığım şeylerden değildin ki. Hatta sen arkada bırakmaktan en fazla korktuklarımdandın. Ben neden gidemedim sanıyorsun? Yine de son dönemler dahilinde pek konuşmamayı tercih ediyordum seninle. Sebepleri vardı. Bıktığını düşünüyordum benim şu bitmeyen halimden. Hatta itiraf edeyim "yeter artık be" demenden de korkuyordum. Haklı olurdun ama ben senden öyle bir reaksyon almamalıydım. Çünkü.. sonra aramız bozulurdu.. ironik evet. Eskisi gibi konuşamadığımızdan yakınırken aslında bunu kastediyordum. Ortaya bir şeyler oldu, benden ötürü. Halihazırda paylaştığımız şeylerden sıkıldığını düşünüp onlar yokmuş gibi davranmayı denedim. En sonunda yapamadığım için iletişm tamamiyle koptu zaten. Ama ben ne yapayım? Senin karşında rol yapabileceğimi zannetmiştim ama buna inanmak sadece komikti. En sonunda da dialoğumuza yabancılaştım. Zaten içim duygusal ihtilal dolmuştu. Eskisine döndüremedim. Artık rahatça konuşamıyordum seninle. Seninle ya! Ben boşuna kendimle bile anlaşmayı başaramadım demiyorum..

Bir anda içine düşüverdiğim boşluk hissini anlatabilmeme imkan yok. Tamam, o zamanlar da hayatımda baya bir arazi kapladığını biliyordum ama bir günün gelip de beni sensiz yaşatacağını hiç aklıma getirmezdim. Sen herhangi bir sorun yaşamama imkan olan son kişiydin. ..ve şimdi kadar tuhaf geliyor ki. Adeta aramızda bir uçurum oluştu. Yabancılaştım sana. Fotoğraflarında artık aşırı dostluktan neredeyse sıradan gelmeye başlamış yüz şimdilerde tanımadığım birini gösteriyor bana. Sanki bir daha yıllar sonra birbirimize acı, küçümseme ve pişmanlık dolu bakışını atacağımız o sokakta karşılaşma anına kadar hiç görüşmeyecekmişiz gibi geliyor. Ben kahroluyorum bu fikir yüzünden. Hala Emre***** konusunda dediklerimin aynen geçerli olduğu bir yalan. Hepsi yine o kendimi geriye çekmeye çalışmamdan. Hala sana rağmen nefret ediyorum o b.k kafalıdan. Bilemiyorum. Ama bir gerçek var ki ben sen olmadan devam edebilecek olsam bile o zamanlardaki gibi olmasını tercih ederdim. Çünkü benim için gerçek olamayacak kadar iyi bir dosttun. Hala da öylesin. Özür dilerim. Neden dersen, "g.tün teki olduğum için" diye karşılık verebilirim sanırım. Ama kabul etmezsen de, işte o zaman gerçekten daha benim gidecek çook uzun bir yolum var demektir.. Çok üzgünüm her şey için, çok..

Önemli Not: İlk mektup indie, ikincisi blues, bunları yazan da grunge ise, evet grunge kaybedenlerin müziğidir.
Nilüfer*: Tanışılamayan roman kahramanı.
Arınç*: Dallama.
Aslı*: Dost.
Aysan*: Dişi dallama.
Emre*: Mal.

Etiketler: